December 2010
17 posts
Ya iyi geçsin ya da berbat, vasat bir seçenek değil…
beyin bedava! →
Şehri kim çaldı? Ankara sisler ardında görünmezken pek bir güzel oluyor. Daha önce demiştik; “şehir dediğin beton, çelik, cam, insan bunları sevemez, olsa olsa içinde yaşayan insanları seviyoruzdur”.
Bu sabah şehrin tüm çirkinliği buharlaşıp uçmuştu, sevdiklerim o çirkin beton yığını altında değil, huzurlu bir beyazlığın içindelerdi…
[He became the managing director of the ‘Maatschappij tot Uitvoering van de Zuiderzeewerken’, the combination of contractors that drained the Wieringermeer lake and built the Afsluitdijk to separate the Zuyderzee from the sea, all in a matter of three years. ] Allaam bu Hollandalıların kelimeleri neden klavyede kedi yürümüş gibi biri bana açıklasın. Zorunuz mu var kardeşim!
Devrimci Kahkaha →
Kent Hayvanı
Sokak belirsizdir.
En üstteki de en alttaki de, sokaktadır.
Rastgele karşılaşmaların mekanıdır. Bir anda bıçaklanabilir, cüzdanınızı çaldırabilir, taciz edilebilir, hayatınızın aşkıyla tanışabilir, eski sevgilinizi görebilir, dostlarınıza rastlayabilir, dayak yiyebilir, iş bulabilir, aylardır almak isteyip de bulamadığınız bir şeye rastlayabilirsiniz.
Sokak bu yüzden vahşidir, en önemli kent...
Yapamazsınız dediler…YAPTIK!
Anladım ki...
Eğitimimiz gereği Modernistiz
Doğrularımız, ve bir duruşumuz var…………
Marxistiz, dialektiğe de inanırız..
Post-Modern Kötüdür. Post-Modern post-mortemdir…
ve her altıkırkbeş okuru bilir ki; gender ve phenomenology çalışan o kel sanat tarihçisi California’da bir hostel’de yalnız ölecektir…
“Deconstructivism” para kazanmak için...
Anachronism 2
Bu gün iki öğrencime iki farklı projede yardım ettim. Birinde izlediğimiz tarz daha 2000ler dili, new-urbanism/landscape architecture çizgisine yakın duruyorken diğerinde direkt göbekten Gordon Cullen, Townscape mantığıyla gittik. İkisini de ait mimari dilleri oluşturabildim. Hatta sabah öğrencim bu biraz şekilci olmadı mı? diyince aynı fikri bir de 80lerde bir Alman çizmiş gibi çizdim. Bak aynı...
Pavyon Gülü Olduk Hepimiz
Dün akşam Güvenpark’ta Vals çalıyordu, ve Güvenlik anıtının önünde fıskiyeler renk değiştirerek dans ediyorken, bir taraftan da Kızılay kavşağının dört tarafındaki sütunlar renk değiştirerek tüm uzaya, fütürsuzca, Dünya’da hayat olduğunu müjdeliyordu.
Kızılay kavşağının ortasına dev siyah mermer bir küre koymak ve etrafına da durgun bir havuz yapma isteği doğdu içimde…
Mersin'de bir süredir Sakarya İlköğretim Okulu'na... →
Hey yavrum sanki Hubble’a uzayda hayat görüntülüyorlar! Medya National Geographic misali…
Dünya, senden nefret ediyorum!
Siz de iki yüzlü bir şey hissetmiyor musunuz?
Cantona tüm samimiyetiyle bir sohbet sırasında aşikar olan bir gerçeği dile getiriyor; bankalar bizi bizim gönüllü desteğimizle sömürüyor, eğer biz paralarımızı çekersek bu gidişata bir son veririz, diyor. Doğru ama abartılmaması gereken bir söz. Sonra medya onu şişiriyor, ve 7 aralıkta bir şey olmayınca da yerin dibine sokuyor. Diyor ki karısı da...
Sugoi!
Uzun zamandır anime izlemiyordum. Bu akşam Eve No Jikan diye bir mini seriye denk geldim, küçük ama pek bir tatlı olmuş. Asimov’un robot kanunlarıyla ilgili küçük hikayelerini ve Blade Runner’ı seven herkese tavsiye ederim.
Aforizma
Bizim memlekette “kant” şekerli sudur.
Sivil polis yerine muhbir öğretmen →
Zaten biliyorduk. Tüm liselerde ülkücü, alperen etc. ne kadar geri kalmış faşist varsa hepsinin arkasını kollayan, diğerlerini de fişleyen ve taciz eden bir müdür yardımcısı yok mu? var…
Anachronism
Toplum yaş gruplarına göre değişik zaman dilimlerinde yaşayan insanlardan oluşuyor. Yaşadığımız herhangi bir anda aslında tüm geçmiş yüzyılı aynı anda yaşıyoruz. Bu zamansız karmaşada kendimizi nasıl konumlandırdığımıza göre belli bir zaman dilimine daha yakın oluyoruz. Çevresi tamamen yaşıtlarıyla sarılmış 20 yaşında bir kişi günümüzde yaşarken, çevresi kendisinden 40-50 yaş büyük insanlarla...